Neden aşı karşıtı olunuyor
Aşı karşıtlarına sosyal medyada hep sağlıkçılar yanıt veriyor. Sizler de ülkemizdeki bu oyuna soğuk savaş çığırtkanlarına son verebilirsiniz. Sadece bilimsel kaynak sorun. Bilimsel bir kaynak gösteremeyince emin olun bundan çocuklarımız fayda görecek. Ülkemizde sadece aşısız çocukların olduğu parklar varmış. Hatta 19 Mayıs Tıp Fakültesinde bir doktor aşısız çocukları aşı yapmış gibi gösteriyormuş. (Bunları bir hastam bana iletti. Kişinin adı adresi de var ancak kötü örnek olur diye yazmıyorum. Ayrıca Afgan bir kadın kendisini yıllardır doktor gibi tanıtıp kitaplar yazıyor doğal bitkisel ürünler satıyor, aşı karşıtlığı yapıyor. Bu oyunlara gelmemek için bize yardım edin. Bize güvenin.
Aşı Karşıtlığına Son vermek isimli yazımı sizlere sunuyorum.
Anti-vaxxers are always being responded to by health professionals on social media. You can put an end to this game in our country and the cold war mongers. Just ask the scientific source. When you cannot show a scientific source, be sure that our children will benefit from this. There were parks in our country where there were only unvaccinated children. In fact, a doctor at the May 19 Medical College made unvaccinated children look like they had been vaccinated. (A patient of mine forwarded these to me. There is also the person’s name and address, but I do not write it because it would be a bad example. In addition, an Afghan woman has been posing as a doctor for years, writing books, selling natural herbal products and being anti-vaccine. Please help us not to come to these games. Trust us.
I present to you my article titled Ending Anti-Vaccination.
Çocukların aşı karşıtı olmasını bir derece anlamak mümkün. yaklaşık 6 aylıktan 3 yaşına kadar çocuklara aşının faydalarını anlatamazsınız. Altı aydan önce canı yandığı için ağlar ama aşıdan olduğunu bilemez. Belki bir kısmını 3-4 yaşından sonra aşının faydalı olduğuna ikna edebiliriz . Yine de aşı çocuğun kararına bırakılmaz değil mi?
Büyüklerin aşı karşıtlığının en önemli nedeni birincisi böyle bir akım olduğu içindir; ikincisi de güvensizlik. Böyle bir akım olduğunda hepimiz hemfikiriz çünkü bunu örneğin biz küçüklüğümüzde bilmiyorduk ve aşı olmayı bir kahramanlık gibi görüp okullarda yarışıyorduk aşı olmak için. Bu akımın nedeni ister soğuk savaş olsun ister kötü niyetli insanlar olsun ister kötü gazetecilik olsun isterse de bir tarikatın yabancı sözcüklerle”cult” un emri olsun son zamanlarda çok arttı. Özellikle hastalığı şansa bağlayan, ve doğal seleksiyona aslında inanmadığı halde bunun bir doğal seleksiyon olduğunu (Yani bu hastalığı yenen yaşasın yenemeyen zaten çoğalmasın) bilmeden savunan kişiler sosyal medyanın ve kişiler arası diğer irtibat yöntemlerinin kolaylaşması ile toplumda bir yer buluyorlar ve yukarıda bahsettiğim iki nedenden ötürü de ebeveynler buna inanmak istiyor. Özellikle gençliğimde hepimizin yaşadığı ülkeler arası soğuk savaş komplolarının yerini bu şekilde toplumlara zarar vererek masraf çıkartan ve zayıflatan propagandalar nedeniyle bu anlayış sanki normal bir kuşkuymuş gibi halkın arasında yer ediyor. Oysa unutulmamalıdır ki soğuk savaşın en önemli silahı propagandadır. Bunu sadece aşı konusunda değil sosyal yaşamın her yerinde görüyoruz ve bunu yenmenin en iyi yolu sosyal medya okur-yazarlığı konusunun doğru işlenmesini çocuklarımıza öğretmek olacaktır.
Aşı zararlıdır diyen kişi bir doktor dahi olsa kendisinden bilimsel veri istememiz gerekiyor. Örneğin bugünlerde kendini gazeteci olarak sıfatlandırmış bir internet fenomeni mRNA aşısını bulan kişilerin kaçtıklarını ve Almanya da mahkemelerde süründüklerini yazmıştı. Verdiği Türkçe gazete haberler fotoğrafının orijinal sayfalarına baktığımda böyle bir haber görmedim. kendisine defalarca sorduğum halde yanıt gelmedi ve engellendim. Ancak yorumlara baktığımda destekleyen yan etkiler olduğunu iddia eden kişilerin sayısı da oldukça yüksekti.
Demek ki konunun bir boyutu yalan haberler olduğu kadar buna inanan kişiler de var. Bu çok doğal. Elimizi sıcak sobaya değdirmek istemeyiz değil mi? Temkinli davranmak bizim içgüdülerimize kazınmış. Peki o zaman bu konunun ikinci boyutu yani güven geliyor. Güven bilimde nasıl sağlanır? Bundan kısaca bahsedip konuyu kızamık aşısına ve çocuk felci aşısına getirmek istiyorum. Bir de tabi ki çiçek hastalığının dünyadan nasıl kalktığına. (Su çiçeği değil. Çiçek hastalığı diye öldürücü bir hastalık vardı. Bunu orta yaşın altındakiler bilmez. Gidin büyüklerinizin koluna bakın dirseğin 2-3 cm altında dış tarafta pul kadar bir iz varsa o çiçek aşısıdır. Su çiçeği aşısı iz bırakmaz. Çiçek aşısını Türkler icat etmiştir ama dünyaya yayın yapan ismini literatüre yazdıran İngilizlerdir)
Gelelim bilimde güven konusuna. Bir aşı çıktığı zaman onun yapılış tekniğine içeriğine bakmak halkın görevi değildir. O bu konunun uzmanlarının araştırma yayınlama sorgulama tekrar araştırma geliştirme yöntemleriyle zaman içerisinde yaptıkları, bir zararlı mikroorganizmanın bir parçasına karşı sürdürülebilir, bilinen tekniklerle elde edilmiş bir çalışmanın ürünüdür. Her aşının etkisi kişiden kişiye farklıdır ve yan etkileri de olabilir. Biz bu yan etkileri tıp fakültelerinde okuduk. Şimdi de tıp fakültelerinde öğrencilerimize öğretiyoruz. Her yıl kongreler ve toplantılar düzenleniyor ve gelişmeleri izliyoruz. Yani bunları birinci ağızdan dinliyor ve takip ediyoruz. Bir bilginin klasik kitaba girmesi 10 yılı bulabilir. Ama klasik kitaba girdikten sonra onun değiştirilmesi için sistematik çalışmalar yapmak gerekir. Yani komşumun bir arkadaşında falanca aşı kalp krizi yaptı, filanca aşı otizm yapıyor diyen kişiler bu ayırdediciliği sağlayıp bize güvenli bilgi veremez. Uluslararası hakemli dergiler var. Bu dergilerde sizin gözünüze kaşınıza bakmazlar. yaptığınız çalışmanın üzerini çiziverirler. Yani bu aşı karşıtlarının pek çok kere içinizdeki korku yu alevlendirmek için söylediği bilmemkim firması doktorlara para verip bu aşıyı yaptırıyor gibi bir fikre inanmadan önce bir de işin bilimsel tarafını inceleyin. İlerideki yazılarımda aşıları da tek tek inceleyeceğiz. Yan etkilerinden sizlere bahsedeceğim. O zamana kadar kalbinize şunu iyice sokun: Biz tıp fakültelerinde yıllardır saçlarımızı boşuna ağartmadık. Biz sağlık vermek için buradayız. Deney yapıp sizlere hasta etmek için değil.
Son olarak kızamık aşısına ve çocuk felci aşısına da bir iki söz edeyim. Eğer çocukları zamanında aşılatmazsanız kızamık olgularını 15-20 yaşları arasında görmeye başlarsınız. Aynen şu anda ülkemizde olduğu gibi. Eskiden 1 kere aşılanırdı. Ama o aşının etkisi artsın diye ilkokulda tekrarı yapılıyor. Aşılansa bile hastalığı geçirebilecek bir grup insan olabilir. Onların bağışıklığında belki de bir sorun var. Ama o hastalıklar eski kızamıklar gibi olmayacaktır. Öğrenciliğimde kızamıktan bebekler ölürdü ve şiirler dinlerdik. Biraz araştırıp o şiiri bulabilirsiniz. Ülkemiz çocuk felcini 2000 li yılların başında sıfır (RAKAMLA 0) indirdi. Ama Komşu ülkelerde aşılama o kadar iyi olmadığı için savaş nedeniyle gelen mültecilerde oldular göründü. Çocuk felcini bilmezdim. Çocukken mahallede ayaklarında metal desteklerle tangır tungur oynayan bir arkadaşım vardı. Topa o metal ayağıyla bi vurdu mu top göğe çıkardı. Ama zavallı çocuk o çocuk felçli ayağıyla çok çekti. Bu hastalığın en hafif şekli. Yıllar boyu çocuk felci nedeniyle suni solunum cihazında yaşamış insanlar var. Onu da aratıp bulun internette.
Eğer hala aşı karşıtlarını hararetle savunup “ama” diye bir cümle kuruyorsanız demin söylediklerimi bir daha hatırlayın ve kendinizi sakinleştirip bize güvenin. Ben diplomalı eğitimli bu konulara ömrünü vermiş bir kişiyim. Benim ünvanlarımı internette site açarken uydurmadım. Google da iki üç resim görüp paylaşıp insanları kandırmak niyetim yok. Hele hele uluslararası şirketlere kölelik gibi bir şeyi de bana yakıştırırsanız ülkede başka kime güvenir insan?
Bunu paylaş:
- Yazdır (Yeni pencerede açılır) Yazdır
- WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Tweet
- Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram
- Reddit'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Reddit
- Mastodon'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Mastodon
- Arkadaşınıza e-posta ile bağlantı gönderin (Yeni pencerede açılır) E-posta

